SALTUK BUĞRA DOĞAN

SALTUK BUĞRA DOĞAN

Fotoğrafların Hikayesi

YANDIK

11 Şubat 2019 - 20:31

İlk günahını unutabilir misin? Lekedir üstüne senden başka kimsenin göremediği doğum lekesidir. Günahların doğmaya başlar tıpkı ilk cinayet sonrası katliama döndüğün gibi. Hissedersin ilk başta ağırlığını kalbinde sonra azar azar hafiflersin, alışırsın günahlar şehrinde yaşamaya.

Şimdi düşün hiçbir şeyi unutmadığını. İlkokul da oturduğun sırada oyulmuş masanı, ilk aşık oluşunu gülümsemesini, ilk bir erkeğe dokunuşunu bütün kadınlığınla, ilk acı çekişini damarlarında akan kanı hissedercesine ve sonra sayılarca kez aynı şeyi yaşadığını kafan da her gün. Aklımızı çıldırırız. Bir dakika bile acısına katlanamadığımız şeyleri her gün yaşamaya insan bünyesi müsaade etmez. O yüzden insan değiliz belki de çoğu zaman...

Çoğu zaman insan değildik, insan olana yakışmaz zaten süitli bir yalnızlık. Her yerinden yalnızlık boşalan bir insan olamaz, olmamalıydı insanlığa hakaret sayarım dedi yüce yaratıcı. Yalnızlığa sesleniyorum en az benim kadar yoksul ve zamansızsın. Seslendim ama duyan kim. Yas tutalım halimize yalnızlıkta alsın nasibini alsın bu yastan. Toplanın iki fotoğraftan tanıdığım insan cesetleri kendimize ağlıyoruz. Bildiklerimize değil bilmediklerimiz için kaldırıyoruz kadehlerimizi. Bittiğini sandığımız günü tekrar yaşamakta bu meretten, ne azaltıyor ne arttırıyor sadece sarhoş yapıyor acıları. Daha ne kadarı başımıza gelecek, en fazlası bu dediğimizde karşımıza çıkanları da unutmadan kaldıralım ceset kardeşlerim. Tebrik ederim hepimizin kalbinden kan sızıyor.

                           

Bunların hepsine hayat mı deniyor? Bunlar o yaşadığım dediğin serüvenin milyonda biri bile olmuyor ceset kardeşim. Kaçımız biliyor yaşamayı? Ben kendim için cevaplayım, bildiğimi yaşatmıyorlar. Bildiğim hayat ise; ölmeden ölünebiliyor olan, sigaranın hiç sönmediği, kadeh sesinin eksilmediği nefes aldığını zannettiğin yer.
Konuşmamdan anlaşılmasın ki yoruldum. Ben yorulmadım, sizin yıktığınızı yapmaktan, yaptığımı yıkmanızdan. Her acının peşi sıra geleceğini bildiğimden hüzün, çivi çakıyorum kalbime lekeniz kalsın diye.

Ne hissediyorum, Biliyor musun? Üstüm başım suç içinde, Ne hissediyorum, Biliyor musun? Gri gökyüzü...
 
Midemden başlayıp beynime uzanan yangını, kelimelere sığdıramıyorum. Gözümün önünde parçalanıyorum. Her duygumu bir köşe başında bırakıyorum elleri kelepçeli şekilde. İtiraz etmeden oradan oraya savrulmakla yükümlüler. Kullanma şansı vermiyorlar nasılsa monami.

Kaçımız biliyor yaşamayı? Ben kendim için cevaplayım, bildiğimi yaşatmıyorlar monami. 

Kelimelere sığdıramıyorum beynimin içinde ki tilkileri. Sokak köpeği misali sığınacak bir yer, bir soru işareti arıyor hepsi.

Arıyorum kendimi ama nerde azıcık kendimden bir şeyler bulsam kaçıyorum arkama bakmadan. Kendimle yüzleşme cesaretini bulamadığımdan değil monami. Bulmak istediğimin nasıl biri olduğuna karar veremediğim için.

YORUMLAR

  • 0 Yorum