DÜNYALILARDAN TİKSİNİYORUM...
İSMAİL PAMPAL

İSMAİL PAMPAL

Yarı Şaka, Yarı Ciddi

DÜNYALILARDAN TİKSİNİYORUM...

22 Mayıs 2019 - 14:56

DÜNYALILARDAN TİKSİNİYORUM…

  • Bir Cem Yılmaz filmi olan Gora’da ki efsane replik.
Tiksinmek kelime anlamı olarak TDK’da aynen şu şekilde; bir şeyi, bir kimseyi, bir düşünceyi, bir davranışı vb. kötü, iğrenç ya da aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak, iğrenmek diye açıklanmış.

                                

Şimdi gel gelelim ne’den, kimden, niçin bu hislere kapılıyoruz. Ya da asıl soru şu mu olmalı? O şey gerçekten tiksinç bir şey mi yoksa bize mi tiksinç geliyor. Bunun cevabı çokta zor olmasa gerek. Zira tiksinç olan şeylerden hemen hemen herkes uzak durur, herkes kötü bulur zaten. Çoğu durumlar da ise bizim bakış açımıza göre bu sınıflandırmayı yapıyoruz. Hani ikiye ayırmıştım ya başta tiksinç mi, bize mi öyle geliyor diye. Buna üçüncü bir seçenekte eklenebilir mi? İkisi de değil de ya tiksinç olan bizsek, bizim duygularımızsa. Yani bozuk olan, kötü olan bizim durduğumuz yerse, bizim bakış açımızsa, bizim hislerimizse.

Tiksinç bir şeyden iğrenilmesi zaten gayet doğal bir durum. Tiksinç olmasa bile herhangi bir sebepten dolayı tiksinç bulabileceğimiz bir şeyde olabilir. Bunlarda da hemfikiriz. Bu iki gruptan ise son söylediğim üçüncü sınıf, bizim üzerinde durmamız gereken ve yaşamımızı birinci öncelikle etkileyen en önemli faktör ve genel olarak kendimizde görmediğimiz, görmek istemeyeceğimiz, kabullenmeyeceğimiz durumda bu maalesef. Yani tiksinç olan taraf biz isek ne olacak!

İnsan yapısı gereği negatif olguları kendine yakıştırmaz, kötü davranış veya görüşlerine bile çok mantıklı, elle tutulur sebepler bulabilir hatta. Hani güzel bir atasözümüzde vardır bununla ilgili ‘minareyi çalan kılıfını hazırlar’ diye. Aslında birçok davranış ve düşüncelerimiz olumsuz olsa dahi bizi rahatsız etmez. Çünkü ona bir bahane bulmuşuzdur. Kendimizce haklı bir sebebimiz olduğuna beynimizde o kadar yer etmişizdir ki ancak bu durumu garipseyecek, bize söyleyecek insanlara rastlayana dek gayet doğal bir şekilde sürer gider. Bazen rastlasak bile ne olacak ki, sen kendine bak der çıkarız işin içinden. Bunu söylerken bile tiksindik dimi, bizi ikaz
edenden!
                                  
Sosyal medyada paylaşılan atarlı giderli resimlere, yazılara, atasözlerine, deyimlere bir bakın ufkunuz açılır valla. Adını telaffuz edemediği, yaşıyor mu, ölmüş mü bilmediği birinin nükteli sözünü kendine bir şey katsın diye değil, hedefinde ki eş, dost, akraba, arkadaş her kimse ona giydirme, bir şeyler duyurmadan, yani kısaca laf sokmadan öteye anlam ifade etmiyor. Çok değil ya 5 kelimelik bir cümle olsun paylaşılan ve üzerinden de topu topu 1 saat geçsin. Gidin sorun o cümleyi söyleyebilecek mi? Ne anlatıyor, buradan kendine hangi payı çıkardın, ne kattı sana desen koca boşluktan başka bir şeyle karşılaşmazsınız. Sanırım o paylaşım sonrasında hedefe gönderilen mesajın yerine ulaştığı varsayımıyla anlık bir ferahlama etkisi olabilir insanı mutlu eden. Anlık diyorum çünkü orada bitmiyor ki, birkaç saat ya da birkaç gün sonra bir daha paylaşıyorsun. Birkaç çakmalı, afili söz daha, bilmem nereye kadar ama sonu gelmiyor, gelmeyecekte. Bu durum bile bir tiksinme eğilimi değil midir?

Sanırım insanın önce kendini bilmesi gerek, haddini özellikle. Kimin ben, neredeyim, neden böyle, bu gidiş nereye gibi can alıcı ve insana farkındalık kazandıracak sorular sorması lazım. Fark etmek için ya da farklılaşmak için düşüncelerini değiştirmeli, düşüncelerin değişmesi için ortamı değiştirmeli, ortamı değiştirmek için de bulunduğun yeri değiştirmelisin. Hep aynı şeyleri tekrar edip farklı sonuçlar beklemek ahmak işidir. Otobüste oturduğun koltuk koridora bakıyor olabilir ki koridora da bakmak gerek zaman zaman. Ancak insan olarak ufkunun açılması için pencere kenarından da bakmalısın ki çevreye, fark etmelisin başka dünyaları ve yanından geçen hayatları.

                            

Dünyalılardan tiksiniyorum derken, gerçekten tiksinç olan dünyalılar mıydı? Tiksinç olan uzaylı mı yoksa hiçbiri mi? Bence buna sizin bulunduğunuz yer, bakış açınız ve kendi hikayeniz de adını ne koyduğunuz önemli. Filme göre Komutan Logar tarafından bakarsanız, evet dünyalılar tiksinilecek bir varlık. Ceku açısından bakarsanız o zaman dünyalı sevilecek bir varlıktır. Arif açısından bakarsınız da uzaylının iyisi de kötüsü de var dersiniz. Peki ya siz hangi karaktersiniz bilemem ama 216 olanımız bile var emin olun. Çoğu şeyleri otomatiğe aldığımızdan belli değil mi sizce?
Hepimiz uzaylıyız değil mi öyleyse Arif’e daha fazla tarif gerekmez…
 
Alakaya maydanoz paylaşımlar da bugün;
Bir atasözü; Değirmende doğmuş sıçan gök gürlemesinden korkmaz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum