ÖNCE ELİ ÖPMESİ, SONRA BAYRAM GEZMESİ
GÖKHAN AYDOĞMUŞ

GÖKHAN AYDOĞMUŞ

Siyah Beyaz Yazılar

ÖNCE ELİ ÖPMESİ, SONRA BAYRAM GEZMESİ

10 Ağustos 2019 - 12:59

Değerli Arkadaşlar,

Yine bir “Kurban Bayramı” sabahına uyanıyoruz. Erkekler erkenden namaza giderken, kadınlar güzel bir kahvaltı telaşında olur genelde. Eve gelir gelmez bayramlaşmalar başlar. Kahvaltı sonrası, kurbanlıklar için kesim yerlerine. (Daha kurbanını görmeden bağışlayanları unutmuyoruz tabi)
Yıllar içinde bayramlarımıza kendimizden ne çok şey kattık. Yaptığımız birçok ritüel, yediğimiz birçok besin, kullandığımız birçok farklı nesne, zamanında neyi ifade ediyormuş? Biz nasıl kendimize uyarlamışız?
 
Dilerseniz bu bayram da, hep beraber bayrama eklediğimiz güzelliklerin derinliğine inelim.

                                         

 
El Öpenleriniz…

Bayram günü. Yine el öpme merasimleri başlayacak…
El öpmek toplumumuzda saygı kurallarının önceliklilerinden, bilhassa böyle önemli günlerde. Farklı saygı kaideleri zaman içinde kendisine yer bulsa da, “el öpme” adeti, kültürümüzde hep yer bulmuş. Şu ayrımı yapmak önemli, her toplumun saygı kuralları var. Farklı kültürler, tarihlerinden gelen yazılı olmayan adetleri değişik bir şekilde yansıtabilir. Diğer bir deyişle bizim için saygı ifadesi olan bu gelenek, coğrafyalar değiştikçe tarzını değiştirebiliyor.

                               
 
Örneğin bizde el öperek gösterilen saygı;
Filipinler’de gençlerin büyüklerinin ellerini direkt olarak alnına götürmesi (mano)
Taylan’da başparmağı çeneye ya da buruna, diğer parmakları alnına götürerek (wai)
Not: Bu arada wai bu şekilde yapılmaz demeyin, baktım, çok şekli var.
Hindistan’da büyüklerin ayaklarına dokunarak (pranama) karşımıza çıkıyor.
Ortak nokta ise genel olarak küçüklerin büyüklerine saygı göstermesi üzerine kurgulu olması. Yalnız şu hususa dikkat çekmek isterim, bu örnekler hep doğu toplumlarından. Batının mantığı farklı. Garbın içlerine gidildikçe, şark toplumlarının saygı göstermek adına yaptıkları, bir nezaket kuralı olarak göze çarpıyor. Bir erkeğin, kadının elini başına koymadan öpmesi gibi…

                                 
 
Biz yine kendi kültürümüze dönersek, eli öpüp alına koymak sadece saygının ifadesi değil, içinde sevgiyi ve samimiyeti de barındıran bir davranış
Küçük bir hatırlatma, el öpen o genç arkadaşlar var ya, onları mutlu etmeyi unutmayalım. Sevgiyi göstermenin duygusal yolları var mesela.

                                             
 
Bayramlaşmayı bitirdiysek haydi sofraya…
 
Sıcacık Focaccia’lar
Bayram kahvaltısına otururken, benim gözlerim genelde fırından çıkmış sıcak poğaçaları arar. Sanırım o yüzden kahvaltıda, tanıtım konusunda bu hamur işine torpil yaptım. Kelimenin kökenine baktığımızda karşımızda, italyanca “focaccia” kelimesi yeşil ışık yakıyor. İtalyanlar zeytinyağı ve maya ile bir nevi küçük ekmek türevi bir hamur pişiriyorlar. Bana sorarsanız fonetiği güzel bir kelime (fokaça) seçmişler. Balkanlar’da da çok seviyor bu küçük ekmek. Pagace, pogocha, pogatschen şeklinde örneklerini görebiliyorsunuz Avrupa’da. Tabi buradan poğaçanın atası İtalyanlar sonucu çıkmaz ama kelime kökeni olarak bir değer kattıkları aşikar. Biz de yiyerek değer katabiliriz focaccia’ya.

                               
 
“Kahvaltı yendi, kurbanlıklar kesildi” derken, misafir ağırlama zamanı geldi bile…
 
Köln Suyu’nun Ferahlığı
 
Öğlene doğru akrabalarımız, eş dost bayramlaşma ziyaretine başlar. Gelen konuklara ferahlamaları için kolonya tutarız ya. Sanki o olmasa tam ağırlamamışız gibi misafirlerimizi. Hele ki bizim toplumumuz da. O kadar benimsedik ki, “kolonya tutmak” diye bir fiilimiz mevcut. İnsan ister istemez kesin bizden çıkmıştır diyebilir. Halbuki bizi serinleten, kültürümüzün parçası haline gelen kolonya tam bir Avrupalı. Keşfedildiği yer Almanya, keşfeden İtalyan, kelime kökeni Fransızca. Daha da ayrıntıya inelim. Keşfedildiği şehir Köln, kaşif Giovanni M. Farina, kelime “Eau De Cologne”. Bu üçlünün birleşimi “Köln Suyu”nu meydana getirmiş. (Bu arada Latince kökenli “koloni” kelimesi, Köln şehrine ilham olmuş) Batının hoş kokulu suyu artık bizim kolonyamız. Yaz bayramlarının ferahlığı Köln Suyu’nu, size ikram ederlerken sohbetinize konu olur umarım.

                               
 
Haydi dışarıya çıkalım…
 
At Arabalı Karınca
 
Ziyaretlerde yapıldığına göre çocuklar ve ruhu çocuk kalabilenler için eğlence vakti. Hep beraber lunaparka. Dönme dolaplar, eğlenceli trenler, renkli animasyonlar, atlı karıncalar. Atlı karınca? At tamam da, karınca nerede? Hiç gördünüz mü o çalışkan karıncayı. Düşünün “at ve karınca” değil, isim tamlamasına göre önemli olan taraf karınca, çünkü atlı.
Konu ile ilgili bir iddiaya göre orijinali atlı karaca. Karaca rengi koyu, esmer demek. (“hayvan” olan manayı geçiyorum) muhtemelen kastedilen atlı karayağız savaşçı. Bir süvari denebilir. Hatta bu tespiti güçlendirmek adına, bu iddiayı savunanlar Anadolu’nun bazı yerleşim yerlerini örnek gösterirler Çankırı’nın Atkaracalar ilçesi gibi.
Bir diğer iddia ise İtalyanca kökenli bir kelime olan carrozza. Okunuşu ile karrotza. Anlamı iki tekerli at arabası, fayton, taşıma  …vb. Dikkat ettiyseniz o atlı karınca oyuncağının, dönen sisteminde mutlaka biri bu şekildedir. Bu arabalara eski çağlarda, karıncalar diye hitap edenler de olmuş. (belki de karıncalar da olduğu gibi çok farklı olaylarda bile düzenli hareket etmeleri yüzünden. Yük taşırken, savaşta vb.) Sanırım bu iddia biraz daha oturuyor insan aklına.
 
                              

Artık hava kararmaya başladı.
 
Bir bayram gününde elbette daha yapılan çok güzel işler var. Hediye edilen anlamlı mendiller, barıştırılan küskünler, bakım evlerini ziyaret. Ben birkaç ritüelin farkını ortaya koyup kullandığımız birkaç nesnenin etimolojisine beraber bakalım istedim.
Gelenekler toplumları diğer toplumlardan ayıran özelliklerdir. Ancak bazen atlıkarınca da olduğu gibi toplumlar arası köprü olurlar. Hatta bazen bir toplum, başka bir kültürden çıkan bir özelliğe, çıkış coğrafyasından daha fazla sahip çıkabilir. En basitinden, sizce batıda kolonya bizde ki kadar önemli mi?
 
İnanıyorum ki, bu bayram da yaptığınız ya da gördüğünüz herhangi bir olay size bu yazıyı hatırlatacak. Eğer böyle olursa, bayramda ilk sohbet konunuz benden.
 
Herkese hayırlı bayramlar…

                                            

 

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Misafir
    1 ay önce
    Bir tarihte Altin oluga tatile gitmistik Nuliferin Anti tiyatroda konseri vardi.konserde kim ciktiysa konseri o kadar cok begenmislerdiki Herkes konser fevkalanin fevkinde diyordu.Bende bu yazi okurken o tarih aklima geldi Yazi okadar guzel anlatilmiski Fevkalanin fevkinin fevki de tek kelimeyle cok guzel hele el opme adetlerine bayildim.yazari cani gonulde tebrik eder basarilar dilerim bizlere boyle guzel anilar yasatigi icin...
  • Misafir
    1 ay önce
    İyi bayramlar
  • Seda yilmaz
    1 ay önce
    Muhteşem bir yazı. Gerçekten çok etkilendim gökhan bey...Tebrik ediyorum. Yazılarınızın devamini bekliyorum