KEYF-İ DİBEK
GÖKHAN AYDOĞMUŞ

GÖKHAN AYDOĞMUŞ

Siyah Beyaz Yazılar

KEYF-İ DİBEK

19 Ocak 2020 - 15:26

Damak tadı deyince hiç mütevazı olmaya gerek yok. Millet olarak ağzımızın tadını biliyoruz. Her yörenin kendine özgü yemekleri, tatlıları var. Hepsi leziz elbette, yine de biz ne olursa olsun, yemek tatlı derken finali mutlaka kahveyle yapmanın güzelliğine varan bir kitleyiz. Tabi sadece yemek veya tatlı sonrası değil, sabah mahmurluğunu atarken, sohbetleri demlendirirken hep o tadın kokusu yayılır ocaklardan.
 
Yıllar geçtikçe bu sohbetlere Amerikan tarzı kahveler de eşlik etmeye başladı. İsimlerine girme gereği duymuyorum, “nasıl olsa  ‘grande’ demeden, ‘tall’ demeden siparişi bile veremiyoruz” diyeyim, siz anlayın. Yine de bu kahveler geldikleri günden beri bu topraklarda fazla bir değişime uğramadı ya da benim her zaman söylediğim şekliyle “kültürümüze uygun olarak” modifiye edilemedi. Sırf bu sebep bile öncelik sıralamasında, ülkemizde bizim tarzımızı katarak yaptığımız kahvelerin bir adım gerisinde bırakıyor onları.
 
Egemen kültürümüzde tartışmasız Türk Kahvesi listenin başında. Sadece pişirme stilinden dolayı “fincan kahvesi” olarak pişirileni favorim. Misalen menengiç kahvesi var ki, tutkununa başka bir kahve içirmeniz zordur, bilirim. Her ikisinin tadını aynı anda almayı sevenler var bir de içine farklı aromaları katarak zengin bir kahve kıvamı arayanlar. İşte bu yazı büyük havanlarda dövülerek hazırlanan “dibek kahvesi”nin tadına bir yolculuk.
 
Genel olarak dibek kahvesi, menengiç, Türk kahvesi, harnup tozu, salep, zahter, kakao ve kremanın havanlarda dövülerek, rayihasının birbirlerinin içinde yeni bir form kazandırılmasıyla oluşur. Özellikle belirtmek isterim, içindeki maddelerin bazılarına bakınca “bu maddeler ne zaman geldi ki bu topraklara, bu kahve bizim kültürümüzün bir parçası olsun?” diye düşünülebilir. Bahsettiğim ürünler en az 200 yıldır bu toprakları kendi vatanları yaptılar. Bu sürenin kültürümüze isnat edilmesini yeterli görmeyenler çayın tarihine bakabilirler tabi…

                                 

Konuyu dağıtmadan tadımıza geri dönelim. Dibek kahvesinin tadını oluşturan bu tatların her birinin ayrı özellikleri mevcut.
 
Kahve (tabi bizim için Türk kahvesi) filmin ana karakteri. Enerjik ve dakik olmanın dopingsiz yöntemi.
Menengiç (halk dilinde çitlembik) solunum yollarını açma uzmanı. Nefesi açan, öksürüğü kesen doğal bir dahiliyeci.
Harnup tozu (keçiboynuzu) guatr rahatsızlıklarının şifa kaynağı. Kalsiyum ve fosfor zengini.
Salep hazmı kolaylaştıran, zihni açmaktan ziyade güçlendiren, vücuda sıcaklık hissi vererek rahatlatan doğa mucizesi
Zahter (dağ kekiği) kalp çarpıntısını alan sinirleri kuvvetlendiren organizatör.  Normalde fazla tüketilen kahve çarpıntı yapar değil mi? Dibek kahvesinde kullanılan malzemeler öyle özenle seçilmiş ki, her biri herhangi bir yan etkiyi de ortadan kaldırıyor.
Kakao hakkında söylenebilecek her şeyi muhtemelen biliyorsunuz, özet olarak mutluluk merkezi diyelim.
Krema, işte tadını yumuşatan, diğer kahvelere göre günlük olarak daha çok içsek bile bizde rahatsızlık hissi oluşturmayan özel buğu ekstrası.
 
Bunun dışında farklı yörelerde, kakule gibi farklı tatlar eklenebilir. Bilhassa Elazığ, Adıyaman, Mardin gibi şehirler bu konuda iddialı. Yine de genel olarak 7 veya 8 ana maddenin dibek kahvesini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Pişirme şeklide Türk kahvesi ile aynı. “Nasıl yapılacağını bilsem bende yaparım” diyenlerin kaçışı yok. Yalnız ilk suyla buluştuğu anda suyun sıcak ya da soğuk olması fark olarak kabul edersek o ayrı tabi. Çünkü iki şekilde de dibek kahvesi hazırlanabilir.
 
Dibek kahvesinin insanın damağında bıraktığı tat genelde Türk kahvesi ile karşılaştırılır. Birinin tadı sertmiş, diğeri değil. Birinde günde 2 fincanı geçme, ötekinde istersen 5 fincan iç vesaire…
 
Özellikle bu yanlış kıyaslamanın önüne geçmek istedim. 5 katlı bir apartmanı gökdelenle kıyaslarsanız, ikisinin de iyi ya da kötü yönlerini vurgularsınız. Bununla beraber finalde tercih hakkını okura bırakma kaydıyla bunun bir mantığı elbet var. Ancak kişisel fikrim çimento ya da inşaat demiri ile bir apartman kıyaslamak doğru bir yol olmaz. Çünkü bir oluşum içerisinde barındırdığı hammadde ile kıyaslanmaz. Aynı şey bana göre kahve ve menengici içinde barındıran dibek kahvesi içinde geçerli.
 
Sözün özü Tük kahvesini, menengici, çedeneyi yine sevin. Bununla birlikte birçok tadı özünde birleştirmiş olan dibek kahvesinin yumuşak içimini, ağızda dağılan birleşik aromasını, vücuda verdiği rahatlık hissini, zihninizi uyandırdığı anı hissetmenizi, şiddetle değil dostça ve keyifle tavsiye ederim. Tadı damağınıza oturunca bana da bir kahve söylersiniz sanırım.
 
Şimdiden afiyet olsun…

                               

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Guest
    5 gün önce
    Yazınızı okurken kendime bir kahve hazırladım keyifle okudum teşekkürler