ALİ YARDİBİ

ALİ YARDİBİ

Edebin Kalemi

SAFRANBOLU

17 Aralık 2019 - 09:15


 
     Bu yazımda sizlere, 17.12.1994 tarihinde UNESCO Dünya Miras Kenti Listesine alınmasının 25.yıl dönümünde, ülkemizin sayılı tarihi kentlerinden olan, Türk toplum yaşamının tüm özelliklerini barındıran yerli ve yabancı birçok turistti ağırlayan ve kültürel mirasını tarihi dokusu içinde koruyan kentimiz Safranbolu’dan bahsetmek istiyorum. Öncelikle memleketim için yazdığım bir şiirler başlamak istiyorum.

BUGÜN BİR BAŞKA GÜZEL OLMALIYIM SAFRANBOLU
FIRTINALAR DİYARINDA BİR DALGA,
DALGALAR DİYARINDA BİR SES,
SESTE BİR NEFES OLMALIYIM.
 
BUGÜN BİR BAŞKA GÜZEL OLMALIYIM SAFRANBOLU
AŞK GEMİSİNDE YOLCU,
YOLCU ELİNDE SİMİT,
MARTI GÖZÜNDE YEM OLMALIYIM.
 
BUGÜN BİR BAŞKA GÜZEL OLMALIYIM SAFRANBOLU
TURİST GÖZÜNDE BİR TARİH
TARİH NEZLİNDE TEKERÜR ETMELİYİM.
 
BUGÜN BİR BAŞKA GÜZEL OLMALIYIM SAFRANBOLU
ARNAVUT KALDIRIMLARINDA TOZ,
TOPRAGINDA YAĞMUR,
YAĞMUR SONUNDA MİS KOKU OLMALIYIM.
 
BUGÜN BİR BAŞKA GÜZEL OLMALIYIM SAFRANBOLU
KALPTE AŞK,
AŞK DİLİNDE EDEBİYAT OLMALIYIM.
EDEBİYAT EHLİ AŞK OLMALIYIM,
ÖYLESİNE PARÇALANMALI, ÖYLESİNE DAĞILMALIYIM.
 
BUGÜN BİR BAŞKA GÜZEL OLMALIYIM SAFRANBOLU
YÂRİN GÖZÜNDE İNSAN
İNSAN DİLİNDE ADAM OLMALIYIM.
ADALET OLUP ARNAVUT TAŞLARINA SARILMALIYIM.
 
ADİL OLMALIYIM SAFRANBOLU:
ANCAK BÖYLE BİR BAŞKA GÜZEL OLMALIYIM...!           

İlçemiz Karabük iline bağlı olan ve ilin en gelişmiş ve en büyük ilçesidir. Kentimizin meşhur Safranbolu Evleri, 18.yy’a dayanan Türk hayatının teknolojisi, ekonomisi, kültürü ve yaşam biçimini yansıtan mimari bilgi ile dizayn edilmiştir. Safranbolu’nun tarihte bilinen isimleri, Dadibra (Dadybra), Zalifre, Borglu, Borlu, Taraklıborlu, Zağfiran-ı Borlu, Zağfiran Benderli, Zağfiranbolu, Zafranbolu şeklinde olmuş ve son olarak ağırlığının yüz bin kadar sıvıyı sarıya boyama ve kozmatik, gıda ve ilaç sanayinde kullanılan ender bitkilerden olan değerli safran bitkisi kentimize ismini veriştir. Bölgemizin önemli halk oyunları, türkülerin de yer aldığı, Alaylı, Aç Kapı, Beyleraman, Gınalı Keklik, Bozaklı Oyun, Şerbetçioğlu, Amani, Genç Osman, Mızmız, Ebtarisi Ala Benziyor, Yeşil İpek Bükene, Irgalama, Kaşık Oyunu, Sallama, Selamlama, Köroğlu, Meydan Oyunu, Alçak Cevüz Dalları ve çiftetellidir. Safranbolu’da, Filyos Çayından Karadeniz’e bağlanan ve Araç ve Soğanlı Çayına karışan; Akçasu, Bulak ve Tokatlı Kanyonları bulunmaktadır.
 
                                 
           
Kentimize ismini veren Safran Çiçeği, Süsengiller ailesinden olup eflatun-mor çiçekli çiğdeme benzer soğanlı bir bitkidir ve eylül-ekim aylarında çiçek açar. İki yıl süre ile çiçeği toplanır ve sökülür. Bitkinin bu denli değerli olmasının sebeplerinden bir tanesi de yüz bin çiçekten yaklaşık olarak 1kg kadar tepecik elde ediliyor olmasıdır. Boya maddesi olarak kendi ağırlığının yüz bin katı suyu sarıya boyayabilen bu bitki ilaç olabilme etkisiyle birlikte eczacılık alanında da kullanıldığı gibi ayrıca yemeklerde de kullanılmaktadır. Bitki yurt dışında, Fransa, İspanya, Apenin etekleri, Sicilya, Keşmir ve İran’da, Ülkemizde ise İzmir, İstanbul, Safranbolu, Bilecik ve Adana’da yetiştirilmektedir.
 
                             
           
Osmanlı dönemine ait klasik kent mimarisindeki evleri, nadir yetişen ve bölgemize ismini veren safran çiçeği, lokumları, 3 bin senelik miladınca Osmanlı, Selçuklu, Bizans, Roma gibi uygarlıklara ev sahipliği yapmış kentimiz tarihte Homeros’un İlyada destanındaki Paflagonya olarak addedilen, günümüz coğrafyasında ise Batı Karadeniz bölgesinde bulunur. Kentimiz tarihte idari ve ticari bir merkez konumundadır. Kentimizin, İstanbul-Konya kervan yolu güzergâhı üzerinde olmasından ve konaklama merkezi olmasından dolayı 17.yy’da ekonomik ve kültürel açıdan en önemli dönemini geçirmiş ve aynı dönemlerde İstanbul ve Kastamonu ile yaşanan yoğun ilişkiler sayesinde bazı Osmanlı Devlet Adamları kentimizde önemli eserler bırakmıştır. Safranbolu halkının yerleşim tarihini M.Ö. 3000’li tarihlere dayanan Tümülüsler göstermektedir. Kentimiz bir dönem Selçuklular tarafından ele alındığında şehrin adı Dadibra idi ancak Selçukluların yönetiminde adı Zalifre olmuştur. 14.yy’da Safranbolu Osmanlı toprakları olmuştur.  Bağlı bulunduğu Karabük ilinde Karabük Demir Çelik Fabrikasının 1939’da açılmasıyla Karabük ilgi odağı olmuş ancak 1950’li yıllara dayanan modern şehirleşme Safranbolu’nun tarihi yapısına fazla etkisini göstermemiştir.
 
Safranbolu’da şimdilerde eski çarşı olarak bilinen bölgedeki tarihi evlerin en önemli özelliği evlerin birbirilerinin önünü ve geçişini kapatmayacak şekilde yapılmış olmasıdır. Bu durum kentimiz insanın birbirine ve doğaya olan saygısını gözler önüne sermektedir. Safranbolu evleri kiremit, ahşap, taş ve kerpiç kullanılarak yapılmış mimariye sahip ve genellikle 6-8 odayı barındıran 3 katlı olarak yapılmıştır. Evlerin ilk katları odun deposu ve ahır gibi amaçlar için, ikinci katlar mutfak ve selamlık olarak, son olarak üçüncü katlar ise yatak odası ve misafir odası gibi kişisel dinlenme alanları olarak kullanılmıştır. Safranbolu evlerinin en güzel özelliklerinden birisi de genel olarak selamlık bölümüne yapılmış havuzları ve ahşap oyma sanatı ile yapılmış tavan işlemeleridir. Bu muazzam işçilik ve emek gerektiren tavan işlemeleri genel olarak evlerin son katlarında bulunur.
 
Safranbolu’da Haremlik ve Selamlık olarak ikiye ayrılmış evler de vardır. Bazı evlerin bahçe duvarları yüksek yapılı, pencereli ise kafeslidir. Haremlik ve selamlık düzeninin örneğini bölgemizde kaymakamlar evinde görmeniz mümkün. Evin girişleri değişik katta iki ayrı sokaktan sağlanmıştır. Diğer evlerde ise girişler genelde tekdir ancak evin merdivenden kolay ulaşabilen bir odası selamlık olarak kullanılır. Selamlık odalarının tavanı süslü olmakla beraber eski örneklerinde tepe pencereleri ile gözlemlenmektedir. Bu özellikleri ile selamlık odaları biraz daha özenlidir. Eskiden kadınlar aile içinden olmayan erkeklere görünmediğinden evlerde selamlığa hizmet eden kadınlar için kendilerini göstermemeleri adına haremlikten dönme dolap adı verilen ve yemek, kahve vb. şeylerin konulup selamlığa döndürülen raflar vardır. Bu raflar elle çevrilerek bir taraftan öbür tarafa ikramlıklar verilirdi. Bazı evlerin bahçelerinde birkaç odalı, ana oturma alanında genel olarak havuz barındıran, selamlık köşkleri vardır. Safranbolu evlerinin mimarisindeki bu özen ve titizlik, örf ve adetlerine bağlılığın bir göstergesidir.
 
Safranbolu’da çokça gözlemleyeceğiniz bu evlerin yanı sıra görmeye değer birçok şey var. Cinci Hanı ve Cinci Hanı, Güneş Saati, Kaymakamlar Evi, Saat Kulesi, Hıdırlık Tepesi, Demirciler ve yemeniciler çarşısı bunlardan bir kaçı. Kısa kısa değinmek istiyorum.
 
                                

Kaymakamlar Gezi Evi:
Az evvel Safranbolu evlerinden bahsederken kısaca bahsetmiştim o yüzden görülmesi gerekilen yerlerin başında Kaymakamlar Müze Evinden başlayalım Kaymakamlar Gezi Evinin sahibi, Safranbolu Kışlası kumandanı Hacı Mehmet Efendidir. Mimari özelliği ile günümüze kadar varlığını sürdürebilmiş, 1979’da kamulaştırılmış ve 16.12.1981 de Eğitim Merkezi olarak hizmete açılmış ve beraberinde ziyaretçilere gezi ve konaklama hizmeti sunmuştur. Safranbolu eski çaşıda Hıdırlık Yokuşu Sokağı üzerinde bulunur. Safranbolu evlerinde bulunan Haremlik-Selamlık dan bahsederken bu evden de söz etmiştik. Bahsettiğimiz dönme dolabı ve mimari planı gezi evinde görmeniz mümkün. Buna ek olarak eskiden kapı zili olarak kullanılan kapı tokmaklarından gezi evinde ve birçok Safranbolu evinde 2 adet bulunmasının sebebindeki sır ise haremlik-selamlık geleneğinden kaynaklanmaktadır. Eve girmeden gözlemlediğiniz takdirde, yapı olarak diğer evlerin önüne geçmeyecek şekildedir ve önünde başkaca bir ev daha yoktur. Ortasındaki havuzuyla geniş bir avluya sahiptir. İçerisinde balmumu heykeller ve dönemin eşyaları sergilenmektedir. Ceviz ve çam keresteden yapılma ustalıkla işlenmiş tavan işlemesini mutlaka gözlemleyin.

                                 

Tokatlı Kanyonu:
Şimdiye kadar bölgemizin genel olarak tarihi güzelliklerinden ve mimarı yapısından bahsettik. Tokatlı Kanyonu, Hızar Çayının yatağındaki kireç taşı tabakalarının yıllarca aşınması ile oluşmuştur. Kanyon yaklaşık 9km kadar bir parkurdan oluşur. Parkur boyunca yürüyüş sırasında belli bölgelerde dinlenme alanlarında yoruldukça dinlenebilirsiniz. Safranbolu’nun tarihi güzelliklerinin yanı sıra doğal güzelliklerinden biri olan tokatlı kanyonunda at, sincap ve kaz gibi hayvanları görebilir, paintball ve at binme gibi etkinlikler yapabilirsiniz.
 
                                 
 
Bulak Mencilis Mağarası:
Şehir merkezine yaklaşık 11 km uzaklıktaki bu mağaranın yapısı 3 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilmektedir. Mağara sarkıt ve dikitlerden oluşmakta ve içinde ilerlerken birçok dehliz ve dar yollardan geçmeniz mümkün. Genellikle mağaranın 400 metrelik bir parkuru geziye açık ancak mağaracılık lisansı olan ziyaretçiler için 4 km’lik bir parkuru gezme avantajı da var.  Mağaranın girişine göre son noktasının yüksekliği 281 metre uzunluğu ise toplam 6052 metredir.

                                
 
İncekaya Su Kemeri:
Kentimizin tarihi bir yapısı olarak konumunu ve güzelliğini koruyan İncekaya Su Kemeri,116 metre uzunluğunda yaklaşık 120cm genişliğinde 6 kemerlidir ve Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yapılmış olmakla beraber şehir merkezine yaklaşık 7,5 km uzaklıktadır. Az önce bahsettiğimiz Tokatlı Kanyonunun iki yakasını bu su kemeri bağlamaktadır. Tarihte ticari bir merkez olan kentin su problemi bu kemer yardımıyla giderilmiştir. Safranbolu’da bulunan birçok çeşme ve evlerindeki havuzlar halkın suya verdiği önemi göstermektedir.
 
                         

Kristal Teras:
İncekaya Su Kemerinin yakınlarında bulunan terasın yüksekliği 80 metre ağırlığı ise 75 ton civarında olmakla birlikte en fazla 30 kişilik gruplar halinde giriş yapılabilmektedir. Yüksekliği biraz göz korkutucu olsa da üstüne çıktığınızda doğanın bir harikası olan kentin doğal güzelliği az evvel bahsettiğim tokatlı kanyonunu seyredeceksiniz. Tokatlı Kanyonu, İncekaya Su Kemeri ve Kristal Teras birbirilerine yakın konumlardadır ve bu yüzden benim tavsiyem sırasıyla önce Cam Terasa çıkılmalı ardından İncekaya Su Kemerine ve son olarak da Tokatlı Kanyonunda Yürüyüş yapmalı ve kanyon sonundaki o eşsiz güzellikte bir bardak çay içmenin keyfine varmalıdır.
 
                                

Kent Tarihi Müzesi:
19 Ocak 1976 yılında çıkan bir yangına kadar Hükümet Konağı olarak kullanılmış ve 1904-1906 yıllarında Kale olarak bilinen tepeye dönemin Kastamonu Valisi Enis Paşa tarafından inşa edilmiş olup, yangın sonrasında kullanılmaz hale gelmesiyle beraber 2006 yılında yapımı tamamlanan restorasyon ile birlikte Kent Tarihi Müzesi olarak hizmet vermektedir. Safranbolu tarih ve kültürünü yansıtan belge ve eşyalar vb. materyaller 3 kattan oluşan Kent Tarihi Müzesinde sergilenmektedir. Müzeyi gezmeye zemin kattan başlıyor daha sonra bina dışındaki merdivenlerden tekrar bina içine girip diğer iki katı geziyorsunuz. Müzenin ilk katında yani zeminindeki katında kentin geleneksel el sanatları ve ticari hayatına ait fotoğraf ve bilgilerle beraber dönemin el işçilerinin birer görseli, Esnaf ve Zanaatkârlar Çarşısından Şifa Eczanesi, kunduracı, yemenici, semerci, demirci, bakırcı, kalaycı vb. zanaatkârların çalışma ortamları canlandırma tekniği ile gösterilmekte. İkinci katta ise, kentimizin ve eski adı ile Hükümet Konağı olarak bilinen müzenin tarihçesi, kültürel yayın ve haritaları, uygu görüntülerinin yanı sıra sergi ve konferans salonu bulunmaktadır. Üçüncü katta ise, Safranbolu’ya ait fotoğraflar,  Cumhuriyet Dönemine ait kıyafetler, Osmanlıdan Cumhuriyete kadar gelen tarihi bilgi ve görseller, yine Cumhuriyet, Osmanlı, Roma ve Bizans dönemine ait para ve materyallerin yanı sıra, Etnografya Salonunda Safranbolu yaşantısında kullanılan eşyalar ve çeşitli uluslardan gönderilen hediyeler sergilenmektedir. Müzenin hemen çıkışında ve arka kısmanda ise Safranbolu Saat Kulesi bulunmaktadır.

        

Safranbolu Saat Kulesi & Anadolu Saat Kuleleri Minyatür Parkı:
Az evvelde bahsettiğim gibi Saat kulesi Hükümet Konağının hemen arkasında yer almakta olup, 1797’de Padişah III. Selim’in Sadrazamı İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır kare planlı saat zembereksizdir ve 1990 senesinde restore edilerek günümüzde ziyarete açık duruma getirilmiştir.20 metre uzunluğuna sahip bu kule Londra’dan getirtilmiş ve günümüzde halen çalışmaktadır. Bir saatin çıkardığı sesi duymak ve nasıl çalıştığını görmek isterseniz mutlaka saat kulesine çıkmanızı tavsiye ederim. Saat kulesinin merdivenlerini çıktıktan sonra o devasa saatin bakımını üstlenen İsmail amcayla karşılacaksınız. İsmail amca bu mirası ustası Rıcat ustanın yaşlanmasından sonra üstlenmiş ve emanet aldıgı saat kulesinin günümüze kadar gelmesine ve korunmasına öncülük etmiş. İsmail amca saatın bakımını üstlenmiş ve senelerdir kar kış demeden bu saatin kurulmasını sağlamış. doksanlı yıllarda gördüğü restorasyona kadar saat bir naylon poşetle muhafaza ediliyormuş.  Kent Tarihi Müzesinden çıkıp Safranbolu Saat Kulesine giderken ki alanda ve müze etrafında, II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yıl dönümü şerefine Anadolu’nun dört bir yanına yaptırılan saat kulelerinin sergilendiği Anadolu Saat Kuleleri Minyatür Parkından geçeceksiniz. Bu minyatür parkta toplamda 15 adet saat kulesi mevcuttur.
 
                               

Hıdırlık Tepesi:
Safranbolu’ya hâkim manzarasına sahip, seyir tepesi olarak da bilinen bu tepeden mimarisinde halkın birbirine olan saygısını görmeniz mümkün. Daha öncede değindiğim üzere hiçbir evin diğerinin önünü kapatmadığını ve görünüşünü kısıtlamadığını bu konumdan rahatlıkla görebilirsiniz. Hıdırlık Tepesinden hem gece hem de gündüz saatlerinde Safranbolu’nun Arnavut kaldırımlarını, evlerini ve doğa ile bütünleşmiş eşsiz manzarasını bir kahve eşliğinde seyretmeniz mümkün. Bu konum tarihte yağmur duasının ve Hıdırellez kutlamalarının yapıldığı yerdir. Hıdırlık Tepesinde, Orhan Gazi döneminde yaşamış Şehzade Gazi Süleyman Paşanın kumandalarından Hıdır Beyin, Rumeli’de Köstendil Sancağı Kaymakamı iken Safranbolu’ya gönderilen Hasan Paşa’nın Türbeleri ve Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Dr. Ali Yaverataman’ın anıt mezarı ve iki adet namazgâh bulunmaktadır.
 
                                

Cinci Hanı:
1645 de Karabaşzade Hüseyin Efendi (Cinci Hoca) tarafından yaptırılmış bu han, Osmanlı mimarisin en gelişmiş örneklerinden olup, birleşimlerinde horasan harcı kullanılmış moloz ve kesme taştan yapılmıştır. Günümüzde otel, restoran ve kafe olarak kullanılan kervansarayın 2 katı(Han Ağası Gözetleme Kulesi Hariç) ve 63 odası vardır. Hanın zemin kısmında, şadırvan, ahır, tuvalet, 26 yatak odası, depolama amaçlı 2 adet mahsen, avlu ve avlu arasında revak bölümü vardır.   Birinci katta revak ve tuvaletlerin yanı sıra yemek odası ve 37 adet yatak odası bulunmakta. Üzerinde gözetleme kulasının bulunduğu Han ağası odası ise ikinci kattadır.
 
                              

Cinci Hamamı:
Safranbolu’da çeşme mahallesinde bulunan bu hamamda yine Padişah 1.İbrahim zamanında Kazasker olan Safranbolulu Cinci hoca adıyla tanınan Karabaşzade Hüseyin Efendi tarafından 1945 de yaptırılmış, kadın ve erkek olarak iki kısımdan oluşmakta ve halen hizmet vermektedir.
 
                              
 
Köprülü Mehmet Paşa Camii
Bahçesinde güneş saati ve asırlık çınar bulunan bu cami, Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yapılmış ve 1662 yılında ibadete açılmıştır. Osmanlı dönemine ait mermer levha üzerine yapılmış üçgen şeklindeki madeni bir plakanın merkez alındığı eşit açılara sahip çokça çizgi ile zamanın tahmin edildiği güneş saati bu caminin avlusunda günümüze kadar yapısını korumuştur. Mermer levhaların üstünde bulunan çizgilerin her biri 10’dklık zaman dilimini göstermektedir. Avlusunda güneş saati ile birlikte şadırvan, kütüphane ve muvakkithane olarak müştereken yapılmış bina bulunmaktadır.

                             

Ulu (Ayastefanos Kilisesi) Cami:
Safranbolu yeni yerleşim bölgesi olarak bilinen kranköy mevkiinde 1872 Rumlar tarafından inşa edilmiş ve 1956 camiye çevrilmiştir. Cami çevresinde 1863 de yapılmış Rum Mektebi olarak bilinen Skalion Binası ve Papazın Konağı bulunmaktadır.
 
                          

Kaçak (Lütfiye) Camisi:
Dikdörtgen planlı caminin yapımı giriş kapısı üzerindeki merdivenlerde bulunan kitabede yer alan bilgilere dayanarak 1878-1879 yılında Hacı Hüseyin Hüsnü tarafından yılmıştır. Safranbolu kaçak mahallesinde Akçasu Deresi üzerine yapılan bir kemer üzerine oturtulmuş caminin üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür.
 
                             

Yörük Köyü:
İlçemize bağlı bu köy Safranbolu-Kastamonu yol güzergahi üzerinde olup, Safranbolu’ya yaklaşık 10 km uzaklıkta ve tamamı eski konaklardan oluşmaktadır. Safranbolu evlerinden farklı olarak bitişik ve 2 katlı inşa edilmiştir ve odalarında kalem işi süslemeler bulunur. Köyün sokak tabelaları Leyla Gencer gibi köyün kökenine sahip isimlerden oluşmaktadır ve köyün Çökön Meydanında Leyla Gencerin büstü vardır. Köyde yaklaşık 140 ev bulunuyor ve bunların en yaşlıları 450 en genci ise 90 yaşında olmakla beraber tarihi 300 yıl kadar öncesine dayanan en meşhur konağı Sipahioğlu Konağı hiç değişmemiş ilk halini koruyan en eski ev unvanını taşımaktadır.
 
Safranbolu’da Loncalar
Safranbolu’da tarihinde halk, dericilik, yemenicilik, semercilik, nalbantlık, demircilik, bakırcılık, dokumacılık ve mutaflık gibi mesleklerle uğraşmıştır. Halen bazıları bölgede varlığını korumaktadır. Kentimizde çok eski çağlardan beri, pis koku ve görünümün kenti etkilememesi, atık suyun kolayca atılabilir olması, doğal yapısı ve tabaklama işleminde kullanılan su kaynağı açısından dericilik için Tabakhane Deresi kullanılmıştır. Dericilik sektöründeki modern gelişmeler, makineleşme ve dış etkenlerden korunma çabasının neticesinde Safranbolu’da bu alan varlığını 20.yy ortalarına kadar sürdürebilmiştir. Semerciler ve saraçlar, eskiden bölgede ulaşım amacıyla at ve eşekler kullanımı sebebiyle yayın bir üretim kolu ve ticari kaynak olarak icra ediliyordu. Ahşap ve deri işleme aletler, tarım aletleri, yapı üretiminde kullanılan aletler, bölgemizde demirciler çarşısı adı verilen mevkide halen yapılmaktadır. Günümüze kadar varlığını koruyan demircilik zanaatı eski devirlerin ekonomik açıdan en önemli üretim koluydu.

                               

Arasta Yemeniciler Çarşısı:
Safranbolu tarihinde ticaret, şimdilerin meslek odaları örgütlerine karşılık gelen “lonca” sistemi ile yürütülürdü. Safranbolu’da Yemeniciler Loncası, Bakırcılar Loncası ve Demirciler Loncası gibi birçok lonca bulunurdu. Arasta Yemeniciler Çarşısı da bunlardan bir tanesi. Yemeni adı verilen el işçiliği ayakkabıların yapıldığı bu çarşı 48 dükkândan oluşmakta ve hemen Köprülü Mehmet Paşa Camisine bitişiktir. Restore edilmiş ve turisttik amaçla kullanılmaktadır.

             

Demirciler Çarşısı:
Sıcak ve soğuk demircilik el sanatlarının üretildiği ve bakırcı ve kalaycı esnafının da yer aldığı bu çarşı, Akçasu deresinin iki yakasına kurulmuş ve İzzet Mehmet Paşa Camisinin karşısında yer almaktadır.

YORUMLAR

  • 8 Yorum
  • Yılmaz Ertaş
    7 ay önce
    tebrik ederim başarılı bir yazı olmuş. devamını bekliyoruz...
  • Erhan Bağ
    7 ay önce
    Çok güzel bir yazı.. Devamını bekleriz.
  • Emel Altan
    7 ay önce
    Ellerine sağlık cok guzel bir tanıtım olmus. Emeğine sağlık
  • Lütfi Bağ
    7 ay önce
    Çok güzel olmuş eline yüreğine sağlık Safranbolu bu kadar güzel anlatılırdı, her şeyi ile
  • Zeynep Gülenç
    7 ay önce
    Az önce bir sayfada paylaşımı gördüm. Güzel memleketimi ne çok özlemişim. Kaleminize saglık çok güzel dile getirmişsiniz. Ayrıca şiir de safranbolu için yazılmış en güzel şiir bence
  • İbrahim Tekin
    7 ay önce
    Kalemine sağlık üstad. Şiir tek kelimeyle muhteşem yazılmış
  • Kemal Şahin
    7 ay önce
    Öncelikle şiire bayıldım. Daha önce insagram profilinizden seslendirmesini de dinlemiştim oda çok güzel seslendirilmiş bir eser olmuş. Safranbolunun önemini ve tarihi dokusunu ele aldığınız bu yazı için ayrıca tebrik ederim. memleketimize gelen ziyaretçiler çoğunlukla eski çarşıyı gezip gidiyor. bir çok güzelliği görmeden gidiyorlar. güzel bir metin olmuş kaleminize sağlık ali bey.
  • Seda Değirmenci
    7 ay önce
    bu muaazam güzellikte şehir için yazdıgınız şiir gerçekten taktire şayan.tanıtım yazınızı da gayet yerinde ve zamanında etkili buldum. başarılarınızın ve yazı dizinizin devamını bekliyoruz.