UFUK KOÇAK İLE HAYATA DAİR

UFUK KOÇAK İLE HAYATA DAİR

Bazı insanları anlatmaya kelimeler yetmez… Yaşadıklarına, hayatına, başarılarına bakıp hayranlıkla izlersiniz.

UFUK KOÇAK İLE HAYATA DAİR

Bazı insanları anlatmaya kelimeler yetmez… Yaşadıklarına, hayatına, başarılarına bakıp hayranlıkla izlersiniz.

UFUK KOÇAK İLE HAYATA DAİR
18 Ocak 2019 - 09:39

Hayata karşı mızmızlık yaptığınız, isyan ettiğiniz günler için kendinize kızarsınız, siz bakkala bile gitmeye üşenirken, hayranlığınızı kazanmış bu insan dalıyor, tırmanıyor, sizin hayata daha fazla sarılmanız için motivasyon koçluğu yapıyor, motivasyon seminerleri veriyor. Sizin hayatınızda engel olarak düşündüğünüz her şeye rağmen, Ufuk engel tanımıyor. Üstelik pek çok kişinin hayatında derin izler bırakmış, 17 Ağustos depremine rağmen.

                                                
Ufuk bey sizi instagram da tesadüf eseri gördüm, kısa bir stalk sonrası hayranlığımı kazanmıştınız. Sizi tanımayanlar için kısaca kendinizden biraz bahseder misiniz?
Kendimden çok bahsetmeyi sevmem. 1976 yılında Kars’ta doğmuşum. O zamanın meşhur göç trenleri ile gelip buralara yerleşmişiz. Orta ve lise öğrenimimi burada tamamladım. Evli bir çocuk babasıyım. Nefes alıp vermek ölmemek için yapılan bir şeydir. Adına yaşamak diyorsak, üzerine mutlaka bir şeyler koymalı diyerek yaşarım. Bu sebepten dolayı “boş zamanım da” diye başlayan bir cümle yoktur. “Hayatının her anı dolu ve anlamlı olmalıdır” diyerek yaşayan bir insanım.

                 

17 Ağustos depreminin birçok kişide olduğu gibi sizin hayatınızda da derin izler bıraktığını düşünüyorum. O günü düşünerek lanet ettiğiniz, hayata karşı isyan ettiğiniz zamanlar oldu mu?
Deprem bir tabiat olayıdır. Benim için yağmurun yağması, gece ve gündüz gibi. Bu doğa olayını bizler felakete çevirdik, bizler bilimden, matematikten, fizikten uzak durduk. Çalınarak yapılan her iş insan ömründen çalınmıştır. Her zaman ve bir sürü insanın ömrünü çaldı bu hırsızlık kafası. Kişisel olarak yaşama karşı nefret ve öfke gibi duygular biriktirmek, beslemek huyum değildir.  O günleri düşündüğümde aklıma tek gelen kelime “KAYIP”. Bu kelime benim için altı doldurulamayacak kadar büyük bir kelime. İnsanları, dostları, uzuvları, yolları, kaldırımları, ağaçları, çimenleri, anıları, hatıraları ……. O kadar çok şey var ki; kayıp kelimesinin altına yazılacak. İşte o günleri düşündüğümde aklıma gelen tek şey “kayıp”i ne isyan ne öfke…. İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı onu bağırmaya zorlayan acısından çok daha ağırdır.

                                    

Tekrar yürümeyi öğrenmek, kaya tırmanışları yapmak, dalış yapmak, sıfırdan hayata sarılmak için kendinizi nasıl motive ettiniz?
Hastane yatağında yatarken kendime şu soruyu sordum. Ufuk iki ayağın birden kesildi, şimdi ne yapacaksın, nasıl olacak hayat bundan böyle? O gün, her şeye rağmen hayat devam ediyorsa hala yaşayacaksın dedim. İğne oyalar gibi yeniden önce hayal etmeye başladım. İlk olarak 20 yaşımda yeni doğan bir bebek gibi yeniden yürümeyi öğrendim. Yürümek yetmezdi. Nefes alıp vermek ölmemek için yapılan bir şeydi adına yaşamak diyorsan. “Bir şeyler üzerine koy Ufuk” dedim. Hayal ettim ve hayallerimin peşinden gittim. İnsanın en güzel motivasyonu ömrünün tam kendisidir. Çatlak bir bardaktaki su gibidir insan ömrü ya da Aşık Veysel’in dediği gibi. Uzun ince bir yol ve yürüyoruz gündüz gece. Yani insan ömrü tükenen bir şey, uyurken de geçiyor boş oturduğumuzda da. Muhteşem bir dünyada yaşıyoruz, yaşadıkça seviyor, yaşadıkça daha fazlasını istiyoruz. Benim motivasyonum budur.

              

Sporun bilmediğim başka hangi dallarıyla aktif olarak ilgileniyorsunuz?
Yaptığım işlere spor demeyi sevmiyorum. Bu bir yaşam tarzıdır aslında. Her birinin anlamı bambaşkadır benim için. Su kayağı yapmak, yüzmek, yelken ya da rüzgar sörfü yapmak, dalmak, atv veya ata binmek, tırmanış doğa yürüyüşleri, basketbol, tenis aklınıza ne gelirse. Yaşamak güzel şey hakkını vermek gerek uzuvların ve ruhun.
 
                                      

Tüm yaşadıklarınıza rağmen karakter olarak bu kadar güçlü olmanızda sporun katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?
Asıl mesele yaşamaya, omurgalı dik bir bakış ve doğru bir felsefe ile bakabilmektir. Eğer malum yaşadıklarımdan önce bu felsefeye sahip olmasaydım şimdi bunları belki konuşmuyor olacaktık. Yaşam tarzı dediğim işler; elbette bu felsefeyi perçinleyen, daha güçlü kılan olgulardır. Örnek vermek gerekirse; çok ciddi anlamda yükseklik korkusu olan bir insanım. Her seferinde daha yukarı tırmandığımda anladım Tanrı’nın en güzel şeyleri korkunun birkaç adım sonrasına bıraktığını. Hayatımda iki şeyden uzak durdum.
1- Korku
2- Umut
Korku; insanı tutsak eder, hayatını daraltır, adeta bir hapis ortamı yaratır insana. Etrafında her zaman o korkunun ördüğü duvarlar vardır. Korkunun yerine cesareti koyduğu zaman işte her şey değişiyor.
Umut ise; insanı köle yapar, tembelliktir benim için. Bir bilinmezden sizin için bir şeyler yapmasını beklemektir. Umudun yerine, sebat etmek yani bir işi sonuna kadar götürmek, denemek, tekrar denemek.
 
                                

CMAS Serbest dalış rekortmeni ödülü aldığınızda ne hissettiniz?
ilk dünya rekorumu kırdığımda gerçekten üzerimde büyük bir hafiflik hissettim. Benim için aslında büyük bir travmaydı. Günlerce enkaz altında kalıp nefes alabilmek için tırnağıyla betonları kazımış bir insanın, nefesini tutup yerin metrelerce altına inmesi bambaşka bir psikoloji aslında. Ama o zamanda söylediğim şuydu. Bu rekor ülkemde sekiz buçuk milyon olduğu söylenen, engellenen kardeşlerimin rekorudur. Ben sadece onlara elçilik ettim ve bu başarıyı da asıl hak sahiplerine teslim ediyorum, dedim. Amacım farkındalık yaratabilmekti. Başka bir açıdan insanların konuya bakabilmeleriydi ve bunu kırmış olduğum iki dünya rekoru ile gösterdim. Beni en çok onurlandıran ise 2018 yılı temmuz ayında İtalya’nın Venedik kentinde düzenlenen dünya serbest dalış şampiyonasına, CMAS tarafından tüm dünya ülkeleri sporcularına moral ve motivasyon koçu olarak çağırılmış olmaktı.
 
                                   

Motivasyon konuşmalarınızda genel olarak nelerden bahsediyorsunuz?
Karıncanın gözünden dünyaya bakmaktan başlıyorum. Onu, yüreğini örnek gösteriyorum. Biraz kişisel gelişimden korku ve kaygılardan, hayatın anlamından. Olmayınca olmuyor mu? Kolay mı zor mu? gibi hayata dair, yaşama dair içimizde biriktirdiğimiz bize ağırlık yapan ne varsa onu konuşuyorum.
 
                                

Seminerlerinizde hayat hikâyenizi dinleyenlerin gözlerine baktığınızda neler görüyorsunuz?
İlk önce acıyı, daha sonra korkuyu ve daha sonra “Ben neleri kendime dert etmişim ve neden hala oturuyorum” ışığını görüyorum ve bu beni çok mutlu ediyor.
 
Belki özel bir soru olacak ama sizin motivasyon kaynağınızı öğrenebilir miyim?
Issız bir dağ başına çadırımı kurmuşum, küçük bir kamp ateşi uyku tulumum. Hemen yanı başında serili, bir yanımda bağlamam öte yanımda gitarım. Sırtım ağaçlara, başım gökyüzündeki yıldızlara emanet. Ateşteki odunun çıtırtıları eşlik ediyor türkülerime, ağaçların saçını okşarken rüzgar, ne güzelde sesleniyorlar bir birlerine yıldızlar. Işıl ışıl gök kubbede yaşamak, ne güzel şey. Bilmem anlatabildim mi motivasyon kaynağımı .

                                   

Son olarak okuyucularımıza hayat ile ilgili tavsiyelerinizi alabilir miyim?
HAYAT ONU YAŞAMAYI BİLEN CESUR İNSANLARINDIR.

                                                                                                   Elif KAÇAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
"Hala ekmek arası salça sürer yerim"
"Gözü dönmüş amcadan dayak yedim."