Sarp Ertekin ile ’İç Sesini Aç’ kitabı...

Sarp Ertekin ile 'İç Sesini Aç' kitabı ile ilgili keyifli bir söyleşi...

Bazen öyle bir an olur ki kendimi bir kitapçıya atıp kitaplar arasında kaybolurum. Böyle zamanlarda kitap almam ben, sadece kitaplara dokunup sayfalarını karıştırıp geri bırakırım. Kitapçıya gidemediğim zamanlarda ise kitapçıdaymış gibi online kitap satışı yapan sitelerde gezinirim. İşte böyle bir zamanda tanıdım Sarp Ertekin’in kitabını.

Sarp Ertekin ile 'İç Sesini Aç' kitabı ile ilgili keyifli bir söyleşi...

Bazen öyle bir an olur ki kendimi bir kitapçıya atıp kitaplar arasında kaybolurum. Böyle zamanlarda kitap almam ben, sadece kitaplara dokunup sayfalarını karıştırıp geri bırakırım. Kitapçıya gidemediğim zamanlarda ise kitapçıdaymış gibi online kitap satışı yapan sitelerde gezinirim. İşte böyle bir zamanda tanıdım Sarp Ertekin’in kitabını.

09 Temmuz 2020 - 09:46

Kitabın ismi ‘İç Sesini Aç’ tı. Durdum kaldım o an ne düşünüyordum neden iç sesimi dinlemiyordum, neden iç sesime güvenmiyordum şeklinde kendimi sorgularken kitabı incelemeye başladım. Yazarın inanılmaz seslenişiyle bir kez daha şok oldum. ‘’Bu yazıyı okuduğunuza göre iç sesiniz size kitabın arka kısmında ne yazıyor bir bak,” demiş olmalı’’ yazıyordu. Evet, aynen bu olmuştu. Devamında ‘’Ayrıca sizden fiyata, yazarın kim olduğuna ve içindekilere de bakmanızı isteyecek’’ yazıyordu. Evet, yazarı merak etmiştim, iç sesimi daha ilk cümlelerinde dinletmeyi öğreten bu yazarı, merak etmiştim ben. 


İç sesimizin farkına bile varamadan yaşadığımız bu kapitalist düzende bir yazar, daha ilk cümleleriyle bana iç sesimi hatırlatmıştı ve o an iç sesim bu yazarı bul, araştır daha yakından tanı dedi. Sosyal medyanın gücüyle köşe yazarı kimliğimi de ortaya koyarak sizin de iç sesinizin farkına varabilmeniz için keyifli bir şöylesi gerçekleştirdik Sarp Ertekin ile. Hadi tanıyalım bana iç sesimizi fark ettiren yazar Sarp Ertekin’i.

                                             

Sarp bey iç sesim sizi daha yakından tanımamı söyledi. Benim gibi sizi tanımak isteyen okuyucularımız için kısaca kendinizden biraz bahseder misiniz?
16 yıldır uluslararası bir şirkette yönetici olarak çalışıyorum.  Bir yandan da boş zamanlarımda 5 yıldır koçlukla ilgileniyorum. Özellikle iletişim koçluğu alannda uzmanlaşarak, başkalarının potansiyellerini ortaya çıkarmalarını kolaylaştırmaya, kendilerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum. Tüm bunlara ek olarak, hem yurt içinde hem de yurt dışında çeşitli etkinliklerde profesyonel olarak Nefes Koçluğu da yapmaktayım.
 
Peki, bana iç sesimi fark ettiren ‘iç sesini aç’ isimli kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz? 
Kadın veya erkek, her yaştan okuyucunun kendisinden bir şeyler bulacağı kitap, birçoğumuzun yaptığı gibi farklı nedenlerden dolayı hayatı sürekli erteleyen, istediği hayatı yaşayamayan bir karakterin iç sesiyle olan hikâyesini anlatıyor.
İş, aşk, arkadaşlık, akrabalık ilişkileri gibi hayatın her alanında birçok öneriyi sıkmadan akıcı bir dille anlatırken, gündelik hayatın içinde karşılaştığı sorunları kolaylıkla çözebilmek için kendini geliştirmek isteyen herkese ayna tutuyor.
Yaşamı boyunca, bazen dinledikleri bazen bastırdıkları ve kimi zaman da duymazlıktan geldikleri o iç sesi biraz daha iyi tanımak isteyen, yaşadığından daha mutlu, huzurlu ve daha keyifli bir hayatın peşinde olan herkese kitabı okumalarını tavsiye ediyorum.

Kitabınızın diğer kişisel gelişim kitaplarından farkı roman türünde yazılmış olması olduğunu biliyorum. Roman türünde yazmanızın özel bir nedeni var mı?
Üniversite yıllarından itibaren kişisel gelişime ilgi duymaya başladım. O zamandan beri bu alanda çıkan hem yerli hem de yabancı kitapları takip etmeye çalışıyorum. Ortalama 120-200 sayfa olan kişisel gelişim kitapları genelde yazardan okuyucuya sürekli bir nasihat verme tonunda olunca belli bir süre bana sıkıcı gelmeye başladı. Bu tarz kitaplarda “Şunu unutmayın, buna dikkat edin, bunu atlamayın” diye verilen ipuçları okuyuca belli bir zaman sonra monoton gelebiliyor. O yüzden gerçek hayatta yaşanabilecek olaylar içerisinde, istediği gibi bir hayat yaşamakta zorlanan bir karakter üzerinden kitabı kaleme aldım. Böylece okuyucuların hem ana karakterle, hem de diğer karakterler ile ortak noktalarını daha kolay görebilmelerini amaçladım.

Kitabınızı fark edip benim gibi sizi merak eden başka okuyucularınız oldu mu? Kitabınız ile ilgili geri dönüşümler nelerdir?
Evet kitapa gösterilen ilgiden oldukça memnunum. Kitabın isminden ve arka kapağında bulunan tanıtım yazısından etkilenip okumaya karar veren oluyor. Tabi sosyal medyadan olumlu yorumları görüp arkadaş önerisi ile de kitabı alanlar oluyor. Aslında sadece içerikle değil, kitabın kapak tasarımıyla da okuyucuya bir mesaj vermeyi amaçladım. Ondan da kısaca bahsetmek isterim:
 
Kitabın kapağının zemini siyah. Bu içimizdeki karanlık kısmı temsil ediyor. ‘’İç Sesini Aç’’ yazısını da biraz belli belirsiz yapmaya çalıştık ki iç sesimizi belli belirsiz duyduğumuzu temsil etsin. Kapağın üzerinde bir ses düğmesi var. Bugüne kadar susturulan, dinlenmeyen, ihmal edilen o sesi biz biraz daha açmamızı sağlayacak düğme o. Biz iç sesimizi duymaya başladıkça özümüzün istediği bir hayatı yaşamaya adım atacağız. Böyle o siyah ve karanlık kısımdan uzaklaşıp aslında aydınlığa ulaşabileceğiz. Bu nedenle de kitabın arka kapağını beyaz yaptık ki kitap bittiğinde okuyucu, karanlıktan aydınlığa bir yolculuğu tamamlamış olsun ve iç sesini açsın.

                              

Uluslararası bir şirkette üst düzeyde yöneticilik yapıyorsunuz, iş hayatının koşturmasında siz iç sesinizin farkına varabiliyor musunuz?
Aslında uzun yıllar ben de iç sesimi farkına varamamışım. Örneğin kitap yazmamı 10 yıldan fazla bir süredir iç sesim bana söylüyordu. Ben de onu her duyduğumda “vaktim yok, çok yoğunum” diyerek sürekli erteliyordum. Kitap yazma hayalim, çok uzun süredir ertelediğim bir hayaldi. Son yıllarda iç sesimin bana söylediği herşeyi ertelemeden hayata geçirmek için adımlar atıyorum. Bu da daha huzurlu bir yaşam sürmeme yardımcı oluyor.

İnsan kendine verdiği sözleri tutabiliyorsa, hayatta yapmak istediklerini ertelemeden, ötelemeden, geciktirmeden gerçekleştirebiliyorsa zaten hayatı ertelemeye de son veriyor. Bu da çok daha keyifli hissetmesine sebep oluyor, özgüvenini ve motivasyonunu artıyor.

Yöneticilik daha analitik düşünmeniz gereken bir alan iken koçluk daha sağduyulu olmanız gereken bir alan iki mesleği birlikte yürütmekte zorluk çekiyor musunuz?
Evet aslında tam dediğiniz gibi birinde analitik zeka, diğerinde de duygusal taraf ağır basıyor. Bu da yaşamda dengeye gelmemi sağlıyor. Koçluğun avantajını iş hayatında çok görüyorum.

İster kurumsal hayatta olsun, ister kendi işinin sahibi olsun; insanın ne kadar başarılı olduğu kurduğu iletişime bağlı.Örneğin kurumsal hayatta isen ekibinle, yöneticinle veya çalışma arkadaşlarından biriyle ilişkinde bir problem varsa çalışma motivasyonun ve performansın düşüyor. Kendi işini yapıyorsan da ekibinle, müşterilerinle ve hizmet aldığın kişilerle doğru bir iletişim kuramazsan, maddi ve manevi olarak zarara uğrayabilirsin.
İş hayatında başarının yolu başkalarıyla sağlıklı iletişim kurabilmekten geçiyor.

Son olarak okuyucularımıza iç sesleriyle ilgili tavsiyelerinizi alabilir miyim?
Ben, yaşamla ilgili sırların, bütünlüğün, mükemmelliğin ve tüm bilginin kişinin ruhunda olduğuna inanıyorum. İnsan, her ne kadar başkalarının fikirlerine önem verse de karşılaştığı tüm sorunların cevaplarının özünde kendisinde olduğunu bilir. Herkesin huzuru ve mutluluğu dış dünyada aramayı bırakıp bir an önce özüne, kendi içine dönmesi gerekiyor. Çünkü dışarıda bir şey yok. İnsan her ne arıyorsa cevabı kendisinde, iç sesinde.

Huzur ve mutluluğun kaynağı insanın ruhuna uyumlu bir hayat yaşamasıdır. Bunun tek yolu da iç sesimizin farkında olup onu ertelemeden ötelemeden gerçekleştirmektir.

                                   

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Şeyma Subaşı'dan özel uçak açıklaması!
Şeyma Subaşı'dan özel uçak açıklaması!
"Pandemi sonrası yapılacaklar listemin en başında"