Hollywood ressamı Metin Bereketli

Hollywood ressamı Metin Bereketli

Metin Bereketli Los Angeles’ta yaşayan İzmirli bir sanatçımız. Yaşadığı ülkede Hollywood ressamı olarak da tanınıyor. Gerek kişiliği gerek sanatıyla, ulusal ve uluslararası alanda kendini kabul ettirmiş bir ressam.

Hollywood ressamı Metin Bereketli

Metin Bereketli Los Angeles’ta yaşayan İzmirli bir sanatçımız. Yaşadığı ülkede Hollywood ressamı olarak da tanınıyor. Gerek kişiliği gerek sanatıyla, ulusal ve uluslararası alanda kendini kabul ettirmiş bir ressam.

Hollywood ressamı Metin Bereketli
03 Temmuz 2019 - 13:41

Metin Bereketli Türkiye de yeteri kadar tanınmasa da Amerika’da oldukça tanınmış bir ressam. Ressam olma idealini gerçeklemek adına bir yabancı ülkede ayakta kalmak için birçok farklı iş kollarında çalışmış. Yaşadığı ülkenin (ki ABD) iş, sanat, siyaset, spor dünyasının dünyaca ünlü simaları, çevreleriyle resimleri aracılığıyla iletişim, köprüler kurmuş. Bu camialarda sanatı ve sanatçı duruşu ya da duyarlılığıyla kabul görmüş, ismi bilinen bir isim. Birçok yardım amaçlı projelerde aktif rol almış, onlar yararına kişisel sergiler açarak tablolarıyla destek vermiş. Ulusal, uluslararası alanda sayısız kişisel resim sergileri açmış. Tabloları koleksiyonlarda yerini almış. Resimleri uluslararası saygın dergilere kapak olmuş, gazetelere haber olmuş. Tabloları ABD’de birçok filmde, TV dizisi, talk show programlarında kullanılmış, kullanılmakta. ABD yapımı birçok filmde, reklam filminde, tiyatro oyunlarında rol almış, ünlülerle oynamış. Dublör olmuş. Kişisel resim sergi açılışları bu yakadan bakıldığında ulaşılamaz gibi görünen dünya şöhretlerini bir araya getirebiliyor. Fotoğraf arşivine bakıldığında mesela Hollywood tarihi yıldızlarının geçidi gibi ya da o starlar aracılığıyla Hollywood tarihi bir döneminin resmi geçişi gibi.

                 

Amerika’daki ilk yıllarını kendi ağzından dinleyelim:

Mezun olduğum İzmir Çınarlı Endüstri Meslek Lisesi Elektrik bölümünde almış olduğum İngilizce eğitimi çok yeterli değildi. Kısa bir sürede İngilizcemi ilerletmek için çok yoğun bir çaba, mesai harcadım. Amerika’ya ilk gittiğim yıllar University of Houston’da 3-4 ay İngilizce kursları sürecinde okulun kampüsünde kalan boş vakitlerimde bile azimle durmadan İngilizce metinler yazabilmek için çabalardım. Gece üçlere kadar yazarak İngilizce çalışırdım. Hatta parasızlıktan ya da kısıtlı paradan tasarruf kampüsteki tuvaletlerden topladığım el silme peçetelerini yazı yazmak için müsvedde olarak kullandığım günler de olmuştur. İngilizcemin yeterli bir seviyeye geldiğini düşündüğümde iş aramaya başladım. Marka olarak zincirlere de sahip bir burgerci dükkânında ilk işimi buldum. Sonra bir ayakkabı boyacı sandığı satın aldım. Onu kendi kafama göre tasarladım. Bir elden geçirdim. Houston, Teksas Westheimer caddesinde, 25 katlı bir binanın en alt katında bir restoran vardı. Girişinde restoran müşterilerinin ayakkabılarını boyadım, onardım, parlattım. Ve ayni müşterilerin aynı binanın araba parkındaki arabaları da özel cilalar ile parlattım... İşimi en iyi şekilde yapmaya gayret göstererek. Bu iş bir süreliğine benim maddi olarak ayakta kalmamı sağladı. Bir süre sonra Houston Üniversitesinde Türkçe bilen iki arkadaşla tanışmıştım. Bana eski model bir araba sattılar. Bir pizza dükkânında dışarı servis yapma hayalim bu araba nedeniyle iki ay sürdü. Çünkü sattıkları arabanın motoru patladı. Çünkü motorunun içine geçici olarak yağ sızıntısını durduran kimyasal maddeler koyduklarını ve dolandırıldığımı anladım. Biriktirdiğim son paramı da onlara kaptırmış oldum. Kendilerine gittiğimde bana şunu söylediler; “Amerika’ya Hoş geldin’’. Çok acı bir tecrübeydi. İki yılımın geçtiği Houston, Texas'tan sonra Kuzey Karolina (Wilmington, North Carolina) yılları.. Burada Hollywood bağlantılı Film stüdyoları vardı. İlk iş olarak inşaatlarda elektrik teknisyenliği yapıyordum ve akşamları bir hotelin barında barmenlik.. Burada güzel arkadaşlıklar ve çevre edindim. Bir süre sonra da Coralco film stüdyolarında elektrik teknisyenliği işini kaptım. Bir yandan da tiyatro kurslarına devam ediyordum. Mick Mc Govern Actors workshop.. Bu dönemlerde ayrıca liselerde futbol antrenörlüğü de yapmışlığım oldu.

              

Caffe Phoenix adlı şirin bir lokanta vardı. Film sektöründe çalışanların gittiği, farklı sanatçılarında geldiği.. Amerikalı, Avrupalı ressamlar bu bölgede sergiler açarlardı. İşsiz kaldığım dönemlerde olsun vakit buldukça ben de bu restorana giderdim. Güzel bir atmosferdi. Farklı insanlar tanıyordum onlar da beni. Bir gün bir an çocukluğuma gittim. Çocukken yapabildiklerimi Amerika’da yapabilir miyim diye düşündüm. Resme heveslenmiştim. En kısa sürede sanat malzemeleri satan bir dükkâna girdim. En ucuzundan gereken malzemeleri aldım.3 – 4 ay bazen sabahlara dek sürebilecek yoğun bir çalışma temposuna girdim. Resim yaparken kendime geliyor, güven tazeliyordum. Tablolarımı ilk bu restorandın New Yorklu müdürüne gösterdim. Tablolarımı beğenmişti. Başka işlerle uğraşmayıp enerjimi ressamlığa vermem gerektiğini tavsiye etmişti. Tüm tablolarımı çerçeveletti. Bu ilk sergimi açabilmek için büyük bir destekti. Kendime olan güvenimi kazanmamda ve yol almamda etrafımdaki bu iyi insanların rolü de çok önemli olmuştur. Bir de Amerikalı müzisyen/aktör bir arkadaşım, rahmetli Nicky Hammerhead vardı. Beni cesaretlendirerek daha elverişli ortamlar için Los Angeles’a gitmemi önermişti. 6 ay sonra tablolarımla birlikte Los Angeles’taydım. Yine bilmediğim, tanımadığım dünyanın en önemli bir şehrinde kısıtlı bir para ile yine yalnızdım. Bu her şeye yeniden başlamak demekti. Sonra külüstür küçük arabamla kuryecilik yapmaya başladım. Bir sorun vardı. Yolları bilmiyordum. Öğrenene dek sıkıntı. Çok kayboldum.

          

Bu arada üzerinde kendi orijinal tablolarımın olduğu posta kartları, takvimler yapıyor, çoğaltıyor adreslerine gittiğim müşterilere imzalı olarak hediye ediyordum. Bu beni mutlu ediyordu. Onlardan teşekkür almak da. Hollywood’un göbeğinde küçük bir oda da hem çalışıyor hem resim yapıyordum. Uyumaya da vakit kalıyordu. Odamdaki telefonumun cevap cihazı vardı. Mesaj geldiğinde cihazdaki kırmızı ışık yanıp sönerdi. Eve geldiğimde o ışığı görmek beni heyecanlandırır, meraklandırırdı. Bir gün inanılmaz heyecan verici bir mesaj geldi. Mesajı anlayabilmem zor oldu. Bu nedenle alt katta oturan rock müzisyeni arkadaşıma gittim. Beni tebrik etti. Çünkü Santa Monica, California’nın en prestijli “Artifact“ sanat galerisinin sahibi resimlerimi görmek istiyordu. Tablolarım bu galeriye kabul edilmişti. Kuryelik yaparken dağıtmış olduğum imzalı post kartlar, takvimlerden bir tanesi isminin verilmesini istemeyen önemli bir Hollywood film yapımcısının eline geçmiş ve kendisinin beni galeri sahibine tavsiyesi de benim bu galeri sahibi ile tanışmama vesile olmuştu.

                                                                                                         Recep Süğlün

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Feray
    4 ay önce
    Metincim seninle yeğenim olarak cok gurur duydum. Hayat hikayeni bu kadar geniş olarak okuyunca sana olan hayranlığın daha da arttı . Tebrik ediyorum. Gerçekten sana helal olsun diyorum.Canim kardeşim benim.Seni çok seviyorum.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
"Kız babası olmak ayrı bir mutluluk"
Buse Varol ve Alişan'dan romantik kutlama...
Buse Varol ve Alişan'dan romantik kutlama...